Görgü kurbanı nedir ?

Damla

New member
Katılım
8 Mar 2024
Mesajlar
373
Puanları
0
Görgü Kurbanı Nedir? Modern Hayatın Sessiz Mağdurları

Toplum içinde yaşamanın görünmez kuralları vardır. Kimse size otobüste yüksek sesle görüntülü konuşmanın kötü bir fikir olduğunu resmi yazıyla bildirmez mesela. Ya da misafirlikte “Bir şey almayayım” dedikten üç saniye sonra kurabiyeye yönelmenin küçük çaplı bir çelişki yarattığını anlatan devlet destekli bir seminer de yoktur. Ama insanlar bunları bilir. Bilir çünkü görgü dediğimiz şey, biraz kültür, biraz empati, biraz da “Ben merkezli davranırsam ortalık karışır” bilincidir.

İşte tam bu noktada “görgü kurbanı” dediğimiz insanlar sahneye çıkar.

Görgü kurbanı; nezaket kurallarına fazla bağlı olduğu için günlük hayatın çeşitli alanlarında mağdur olan kişidir. Çoğu zaman iyi niyetlidir, kimseyi kırmak istemez, ortamın huzuru kaçmasın diye kendini geri çeker. Fakat modern hayatın hızına ve hoyratlığına denk geldiğinde, bu incelik bazen kişinin aleyhine çalışır.

Bir nevi kibarlığın yan etkisi diyebiliriz.

Kibar İnsanların Sessiz Trajedisi

Görgü kurbanlarını tanımak aslında oldukça kolaydır. Market kasasında biri önüne kaynak yaptığında içinden uzun bir konuşma yapıp dışarıya sadece hafif bir tebessüm bırakırlar. Restoranda yanlış gelen siparişi “Aslında ben tavuk istemiştim ama bu da güzel görünüyor” diyerek kabul edebilirler. Telefonda konuşurken karşı taraf kapatmadan kapatmazlar. Çünkü zihinsel olarak hâlâ 2003 yılındaki aile terbiyesi sürmektedir.

Bugünün dünyası ise biraz daha farklı çalışıyor.

Artık insanlar yürüyen merdivenin solunda durup arkasında kuyruk oluşturabiliyor. Toplu taşımada çantasını koltuğa koyup üç kişilik alanı tek başına kullanabiliyor. Ve en ilginci, bunu yaparken çoğu zaman suçluluk da hissetmiyor.

Görgü kurbanı tam burada devreye giriyor. Çünkü o kişi rahatsız olsa bile ses çıkarmakta zorlanıyor. “Acaba ayıp olur mu?” filtresi, beyninde güvenlik duvarı gibi çalışıyor.

Bazen insan düşünüyor: Bazı insanlar utanmayı tamamen bırakmış, bazıları ise başkası adına utanıyor. Denge biraz kaçmış olabilir.

Aileden Gelen Kodlar

Bu durumun temelinde genellikle yetiştirilme biçimi vardır. Özellikle eski kuşaklar çocuklara sürekli olarak saygılı olmayı, büyüklerin sözünü kesmemeyi, misafire ikramda bulunmayı, yüksek sesle konuşmamayı öğütledi. Bunların büyük kısmı elbette kıymetli değerlerdi. Ancak bazı insanlar bu kuralları öylesine içselleştirdi ki, zamanla kendi haklarını savunurken bile suçluluk hissetmeye başladılar.

Mesela kafede yanlış hesap geldiğinde itiraz etmek yerine “Boşver şimdi uğraştırmayayım çocukları” diyen insanlar vardır. Oysa ortada kavga çıkaracak bir durum yoktur. Yanlış hesap düzeltilir ve hayat devam eder. Ama görgü kurbanı için mesele sadece para değildir; ortamı germeme sorumluluğu da omuzlarına yüklenmiştir.

İşin ironik tarafı şudur: Gerçekten kaba davranan insanlar genellikle en rahat yaşayanlardır. Çünkü onlar sosyal tansiyonu düşünmez. Görgü kurbanı ise gece yatağa yatınca sabah markette kasiyere söylediği cümlenin tonunu analiz edebilir.

İnsan zihni bazen gereksiz ayrıntılarda Oscar seviyesinde performans sergiliyor.

İş Hayatında Görgü Kurbanları

Bu durum yalnızca sosyal ilişkilerde değil, iş hayatında da sıkça görülür. Özellikle ekip çalışmalarında kibar insanlar çoğu zaman ekstra yük alır. Çünkü “Hayır” demekte zorlanırlar. Mesai bitimine iki dakika kala gelen işi kabul eden kişi genellikle budur.

Toplantıda herkes sessizken işi üstlenen biri olur ya, işte o kişinin içinde yüksek ihtimalle küçük bir görgü kurbanı yaşamaktadır.

Daha sert karakterli insanlar sınırlarını net çizerken, fazla düşünceli kişiler karşı tarafın konforunu kendi konforunun önüne koyabilir. Bir süre sonra bu durum tükenmişliğe dönüşür. Çünkü sürekli anlayış gösteren taraf olmak yorucudur.

Üstelik toplum çoğu zaman iyi niyetin dozunu kaçırmaya meyillidir. İnsanlar yardımsever kişilere minnet duymaktan çok, onları “nasıl olsa yapar” kategorisine koyabiliyor.

Bu da görgü kurbanlığının en can sıkıcı taraflarından biridir.

Sosyal Medya Çağında Nezaket Krizi

Sosyal medya, görgü anlayışını ciddi biçimde değiştirdi. Eskiden insanlar yüz yüze söylemeye çekineceği şeyleri şimdi birkaç saniyede yazabiliyor. Anlık öfke, düşüncesiz yorumlar ve ölçüsüz eleştiriler artık çok daha görünür durumda.

Bu ortamda görgü kurbanları daha da dikkat çekiyor. Çünkü onlar hâlâ cümle kurarken “Acaba yanlış anlaşılır mı?” diye düşünüyor.

Bazıları mesajın sonuna nokta koyunca bile sert göründüğünü sanıyor. İnternetin bir kısmı ise insanlara durduk yere bağırıyor.

Doğal olarak dengeli insanlar bazen kendini çağ dışı hissedebiliyor. Oysa gerçek mesele tam tersidir. Toplumsal ilişkileri ayakta tutan şey hâlâ nezaket, empati ve ölçüdür. Gürültü yapanlar daha görünür olabilir ama sağlıklı iletişimi sürdürenler genellikle sessiz kalanlardır.

Görgü Kurbanı Olmak Kötü Müdür?

Aslında tamamen kötü değildir. Nezaket, hâlâ çok değerli bir özelliktir. İnsan ilişkilerini yaşanabilir kılan şeylerden biri budur. Sorun, kibarlığın kişinin kendisini yok sayacak noktaya gelmesidir.

Çünkü görgü başka şeydir, pasifleşmek başka şey.

Birine saygılı davranmak önemlidir ama kendi hakkını savunamamak sağlıklı değildir. Sürekli alttan almak zamanla bir karakter erdemi olmaktan çıkıp kişisel yıpranmaya dönüşebilir.

Bu yüzden görgü kurbanlarının öğrenmesi gereken en önemli şey şudur: Nazik olmak ile sınır koymak birbirine zıt değildir.

Birine “Hayır” demek her zaman kabalık değildir. Gerektiğinde rahatsız olduğunu belirtmek de görgüsüzlük sayılmaz. Hatta çoğu zaman sağlıklı iletişimin temelidir.

Zaten gerçek nezaket, insanın hem karşısındakine hem kendisine saygı duymasıyla oluşur.

Modern Dünyada Dengeyi Kurabilmek

Bugünün dünyasında insanlar iki uç arasında gidip geliyor. Bir tarafta her şeyi kaba kuvvetle çözmeye çalışanlar var, diğer tarafta ise kimse rahatsız olmasın diye kendini sürekli geri plana atanlar.

Oysa ideal denge ortadadır.

İnsan bazen anlayışlı olmalı, bazen net konuşmalı. Gerektiğinde özür dilemeli ama gerektiğinde de “Burada haksızlık var” diyebilmeli. Çünkü sürekli susan insanlar, zamanla yalnızca daha fazla yük taşır.

Görgü kurbanı olmak çoğu zaman kötü kalpli olmamaktan kaynaklanır. Bu yüzden tamamen vazgeçilmesi gereken bir özellik değildir. Sadece dozunun ayarlanması gerekir.

Aksi halde kişi, kalabalık bir ortamda herkes rahat etsin diye sandalyesini veren ama sonunda ayakta kalan insan hâline gelir.

Ve hayat ilginçtir; bazen gerçekten yer vermesi gerekenler en rahat oturanlardır.
 
Üst